Art

13 views

XVII. Asır Şairlerinden Allâme Şeyhî, Divanı ve Bir Kasidesi

XVII. Asır Şairlerinden Allâme Şeyhî, Divanı ve Bir Kasidesi
of 20
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
Share
Tags
Transcript
  XVII. ASIR Ş A İ RLER İ NDENALLÂME Ş EYHÎ, D İ VANI VE B İ R KAS İ DES İ   Sad  ı  k YAZAR  *   ÖZET Bu çal ı ş mada tan ı t ı lan Allâme Ş eyhî Efendi; gerek âlimlik gerekse de ş âirlik yönü bak ı m ı ndan XVII. as ı r Osmanl ı toplumunda önemli birki ş idir. Âlimlik yönü, müderrislik, kad ı l ı k ve nakibüle ş rafl ı k gibigörevlerinin yan ı nda f  ı khî meselelerdeki kitaplar ı  yla zuhur ederken; ş âirlik yönü ise müretteb bir divan ve tasavvufî özelli ğ i ön planda olanbir sâkînâme do ğ urmu ş tur. Ş âirin divan ı nda yer alan kasidelerinkonusu; devrinde ya ş ad ı ğ ı padi ş ahlar, ş eyhülislamlar ve MüezzinzâdeAhmed Pa ş a gibi ki ş ilerin yan ı nda, ş airin hac yolculu ğ u ve görev yapt ı ğ ı  Kudüs ş ehrinin tasviridir. Çal ı ş mada metni verilen kasidesi ise; IV.Murad döneminin tart ı ş mal ı konular ı ndan olan tütün yasa ğ ı n ı i ş lemesibak ı m ı ndan ayr ı bir öneme sahiptir.Bu önemine ra ğ men, Allâme Ş eyhî’nin ş u ana kadar bir çal ı ş maya konuolmad ı ğ ı görülmü ş ve bu çal ı ş mada, bunun nedeni üzerinde dedurulmu ş tur. Bunun neticesinde mahlasda ş   ş airlerin kimlikleri veeserleri tespit edilirken yap ı lan yanl ı ş kay ı tlar ve söz konusu ş airlerdenbirinin di ğ erini ikinci plana itmesi noktas ı nda da Allâme Ş eyhî’nin birörnek oldu ğ u görülmü ş tür. Anahtar Kelimeler: Allâme Ş eyhî, divan, tütün A POET IN THE XVII. CENTURY: ALLÂME Ş EYH İ , H İ S D İ WAN ANDONE QAS İ DEABSTRACT Allâme Ş eyhî Efendi, who is introduced in this article, is an importantperson from the point of view of his both poet ship, and being a scholarin the Ottoman society in the 17th. Century. His scholar side appearsas a teacher, qadi and naqîbüle  ş  râf  with several books which he wrote atsome matters of fiqh. He also wrote a müretteb (tidy, orderly) divan anda sâkînâme  , in which its mystical side was reflected as a poet. Thesubjects of his qasidas is the laud of some padishahs, twosheikhulislams and vizier Muezzinzâde Ahmed Pasha with thedescription of his journey to hadj and Jerusalem where he worked as a qadi  (chief judge). His qasida, the text given in this work, has a crucialimportance considering the prohibition of smoking tobacco that was adisputatious matter during the reign of Murad IV.Despite his eminence mentioned above, we cannot find any researchdone on neither on Allâme Ş eyhî nor his works apart from somebiographical information. In this article, I examined why he has not beenthe subject of a research so far, and reached the conclusion that, themistakes committed in the process of identifying the works and names of the mahlasda  ş  (poets who bears the same pen name) poets and theirinferiority complex about other poets explain the situation as weexperience in the case of Allame Ş eyhi. Key Words: Allâme Ş eyhî, diwan, tobacco * Ara ş . Gör., Fatih Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyat ı (syazar@fatih.edu.tr)   XVII. As  ı  r  Ş  airlerinden Allâme  Ş  eyhî, Divan  ı  ve Bir Kasidesi    587  Giri ş   Klasik Türk edebiyat ı verimlerinin hakk ı  yla anla ş ı lmas ı veüzerlerinde farkl ı aç ı lardan yorumlar ı n yap ı labilmesi için, sözkonusu verimlerin buna haz ı r hale getirilmesi gerekir. Bununiçin, evvela bu metinlerin müelliflerinin ve yaz ı ld ı klar ı tarihlerindo ğ ru tespit edilip gün yüzüne ç ı kart ı lmas ı gerekir. Bu ilka ş ama, daha sonraki a ş amalar ı n s ı hhatli bir ş ekilde devametmesi için çok önemlidir. Söz konusu do ğ ru tespitin yap ı lmas ı n ı engelleyen çe ş itli sebepler vard ı r. Bunlardan biri,klasik edebiyat tarihimizde ayn ı mahlasl ı (mahlasda ş ) ş airlerinbulunmas ı d ı r. Bu ş airler birbirleriyle muas ı r olduklar ı gibifarkl ı as ı rlarda da ya ş am ı ş olabilirler. Eserlerinde kendilerihakk ı nda fazla bilgi vermeyen bu ş airlerin mahlaslar ı itibar ı ilede ğ erlendirilmesi, -müellifine dair ba ş ka kati bilgiler olmad ı ğ ı  müddetçe- bir eserin mahlasda ş   ş airlerden hangisine ait oldu ğ ukonusunda bir kar ı ş ı kl ı k, dolay ı s ı  yla yanl ı ş tespitleri ortayaç ı karabilir. Bu durum, klasik edebiyat tarihinin do ğ ru bir ş ekilde yaz ı lmas ı na mani oldu ğ u gibi, klasik metinlerin vemüelliflerinin kaderleri aç ı s ı ndan da önemlidir. Zira bu konuda yap ı lacak yanl ı ş bir tespit, bir müellife hakk ı olmayan bir ş öhreti verebilece ğ i gibi bir di ğ er müellifin de ikinci planaitilmesine hatta tarih sahnesinden silinip unutulmas ı na sebepolabilir. Bu k ı sa çal ı ş mada, yukar ı da anlat ı lan durumun tipikbir örne ğ i olan XVII. as ı r ş airlerinden Allâme Ş eyhî ve divan ı  tan ı t ı l ı p, dönemin olaylar ı na ı ş ı k tutmas ı bak ı m ı ndan birkasidesi incelenecektir.XVI. yüzy ı l ı n sonuyla XVII. yüzy ı l ı n ba ş ı nda ya ş amas ı ,köklü bir aile (seyyid olmalar ı , devrin önemli tarikatlar ı ndanbiri olan Zeyniyye tarikat ı n ı n ileri gelenleri olmalar ı ve Osmanl ı  toplumunda söz sahibi olan ilim adamlar ı yeti ş tirmeleribak ı m ı ndan)den gelmesi ve ya ş ad ı ğ ı devrin önemli bir ilimadam ı olmas ı na ra ğ men, Allâme Ş eyhî Efendi hakk ı nda ş u anakadar –klasik biyografik kaynaklar ı n verdi ğ i bilgiler d ı ş ı nda- yap ı lan bir çal ı ş mayla kar ş ı la ş amad ı k. Söz konusu devirlerde ya ş ayan ikinci ve üçüncü dereceden divan sahibi ş airlerin bileçe ş itli çal ı ş malara konu oldu ğ unu dü ş ündü ğ ümüz zaman,Allâme Ş eyhî Efendi ve eserlerinin herhangi bir çal ı ş ma konusuolamamas ı , bizi özel bir sebep aramaya itmi ş tir. Divan ı n ı nnüshas ı en kolay eri ş ilebilen kütüphanelerden birisinde(Süleymaniye/Lala İ smail) iken, müstakil mesnevisi olansâkînâmesinin çe ş itli kütüphanelerde nüshalar ı bulunur iken Ş eyhî’nin bu zamana kadar ara ş t ı r ı lmamas ı n ı n bir sebebi olsagerektir. Bizce bunun sebebi, di ğ er mahlasda ş   ş airlerde derastlan ı lan, ünlü bir ş airin kendisinden sonra gelen mahlasda ş ı  bir ş airi arka plana itmesi ş ans ı zl ı ğ ı d ı r. Allâme Ş eyhî Efendi’nin Turkish Studies / Türkoloji Ara  ş  t  ı  rmalar  ı   Volume 2/3 Summer 2007     588 Sad  ı  k Yazar  de bu anlamda ikinci planda kalmas ı n ı n sebebi, XIV. asr ı nsonlar ı  yla XV. asr ı n ba ş lar ı nda ya ş ay ı p klasik Türk ş iirininkurulu ş dönemindeki önemli ş airlerinden biri olan Ş eyhîmahlasl ı Yusuf Sinâneddin (ö. 1431?) olsa gerektir. NitekimAllâme Ş eyhî Efendi’ye ait olan Sâkînâme’nin Süleymaniye/Esad Efendi 3870 numaral ı bir mecmuadaki nüshas ı n ı n Yusuf Sinaneddin ad ı na kaydedilmi ş olmas ı da, bizi bu hükmevard ı ran önemli bir sebeptir. Allâme Ş eyhî Efendi’nin Hayat ı 1   Allâme Ş eyhî, genel olarak kaynaklarda “Seyyid Mehmed İ bni Seyyid Mahmûd 2 ” ba ş l ı ğ ı alt ı nda kaydedilmi ş tir 3 . Bunagöre Ş eyhî’nin as ı l ismi Mehmed’dir 4 . Ancak o “Allâme Ş eyhîEfendi” diye me ş hur olmu ş ve böylece tan ı nm ı ş t ı r.(Özcan,1989: 18; Köksal-Yüksel, 1998:74; Ahmed Nazîf [yz.],ist.1253/1837: 8a) Ş eyhî’nin mensup oldu ğ u ailenin köklerini, Ş eyhî’ninamcas ı n ı n o ğ lu Ş erif Mehmed (ö. 1631)’in yazd ı ğ ı   Menak  ı  bnâme  5  ’deki bilgilere göre, Ş eyhülislam Berda’î’ye kadargötürmemiz mümkündür. Hz. Peygamber’in neslinden gelen veXIV. asr ı n ikinci yar ı s ı  yla XV. asr ı n ilk yar ı s ı nda ya ş am ı ş  olmas ı gereken Ş eyhülislam Berda’î, Anadolu’ya gelirken İ ran’  ı nHoy ş ehrinde ya ş ayan Pir Mehmed (ö.1460?)’i de yan ı ndagetirir. E ğ ridir’e yerle ş tikten sonra k ı z ı n ı Pir Mehmed ileevlendirip tarikat ı n seccadesini kendisine teslim eder. ( Ş erîf Mehmed Efendi [yz], ist. 1231) Pir Mehmed Hoyî de -hangitarikata ba ğ l ı oldu ğ u belli olmayan- kay ı npederi Ş eyhülislam 1 Allâme Ş eyhî Efendi’nin hayat ı  yla ilgili bilgiler a ş a ğ ı daki kaynaklardanhareketle haz ı rlanm ı ş t ı r:Riyâzî [yz.], 1609: 84b; Kafzâde Fâizî, 1620:81b; R ı zâ [yz.], ist. 1640: 25a-b; Ş erîf Mehmed Efendi [yz], ist. h.1231/1814: 47a); Ahmed Nazîf [yz.],ist.1253/1837: 8a-b; İ pekten vd., 1988:485; Özcan,1989:18-20; Köksal-Yüksel,1998:74-76; Veziro ğ lu, 2005:208-221. 2 Devhatü’n-Nükabâ’da “Seyyid Mehmed İ bni Seyyid Mehmed (Muhammed)”diye kaydedilmi ş tir. (Köksal-Yüksel, 1998:74) 3   Ş airin Zübdetü’l-E ş ’âr’da “Seyyid Burhaneddin-zâde Ş eyhî Efendi” diyekaydedildi ğ i görülmü ş tür. (Kafzâde Fâizî, (?):81b) Ş airin bu ş ekildekaydedilmesinin, dedesi Ş eyh Burhaneddin Efendi’ye nispetle oldu ğ unudü ş ünüyoruz. Nâimâ tarihinde de, kendisinden “ Ş eyhî Said Mehmed Efendi”diye bahsedilmi ş tir. (Dan ı ş man,1968:1257) Tezkirelere Göre Divan Edebiyat ı   İ simler Sözlü ğ ü’nde ise Allâme Ş eyhî, üç farkl ı madde alt ı nda ayr ı   ş airler olarakkaydedilmi ş tir. ( İ pekten vd., 1988:485). 4 Mehmed ismi çal ı ş mam ı z ı n ileriki bölümlerinden de anla ş ı laca ğ ı üzere, Ş eyhî’nin mensup oldu ğ u aile için önemlidir. Zira bu ailenin, kökleri Hz.Peygamber’e uzanan seyyid bir aile olarak ço ğ u erkek çocuklar ı na Mehmed(Muhammed) ismini verdiklerini dü ş ünüyoruz. 5 Söz konusu eserin tenkitli metni, büyük ölçüde taraf  ı m ı zdan haz ı rlanm ı ş olupbask ı  ya haz ı rlanmaktad ı r. Turkish Studies / Türkoloji Ara  ş  t  ı  rmalar  ı   Volume 2/3 Summer 2007    XVII. As  ı  r  Ş  airlerinden Allâme  Ş  eyhî, Divan  ı  ve Bir Kasidesi    589  Berda’î’nin b ı rakt ı ğ ı yerden ir ş ad faaliyetlerine devam etti ğ i gibi1448’de Konya’ya gelen Abdüllatif Kudsî (ö.1452)hazretlerinden de hilafet al ı p Zeyniye  6  tarikat ı n ı n E ğ ridir’dekikolunu olu ş turur. Vefat tarihi 1460 olarak verilen Pir MehmedHoyî’den sonra tarikat ı n ba ş ı na o ğ lu Ş eyh MehmedÇelebi(ö.1495) geçer. (Öngören, 2003:118-119) H  ı  z  ı  rnâme  7  adl ı  bir divan olu ş turan Mehmed Çelebî 1493’te vefat ettikten sonratarikat ı n seccadesi bir aral ı k bo ş kal ı r. Daha sonra k ı z ı  taraf  ı ndan torunu olan Ş eyh Burhanedin Efendi tarikat ı nba ş ı na geçer ve yapt ı ğ ı ir ş ad faaliyetleriyle tarikat ı ncanlanmas ı n ı sa ğ lar. Ş eyh Burhaneddin, tarikat ı n ilmiyyes ı n ı f  ı  yla daha evvel olan ili ş kilerini özellikle bir ara İ stanbul’dabulunmas ı hasebiyle daha da kuvvetlendirir. Ş eyhBurhaneddin’in Ahmed, Mehmed ve Mahmud olmak üzere üçerkek çocu ğ u olmu ş tur. Ahmed tasavvuf yoluna devam etmi ş  babas ı ndan sonra tarikat ı n seccadesine geçmi ş tir. Ayn ı  zamanda bir divan ve ilk manzum hilye sahibi bir ş air olan Ş  erîfî Mehmed  8 ve çal ı ş mam ı z ı n konusunu olu ş turan Ş eyhî’nin babas ı Mahmud ise çe ş itli müderrislik ve kad ı l ı kgörevlerinde bulunmu ş lard ı r. ( Ş erîf Mehmed Efendi [yz], ist.1231; Veziro ğ lu, 2005:208-221) Ş eyhî’nin amcas ı   Ş erîfî Mehmed’in o ğ lu olan Ş erif Mehmed’in Menâk ı bnâme’sinde verdi ğ i bilgilere göre, Ş eyhBurhaneddin ömrünün sonlar ı nda o ğ lu Mahmud’u yan ı naça ğ ı rm ı ş ve “ Ben öldükten sonra tarikat  ı  n ba  ş  ı  na sen geç ve art  ı  k kad  ı  l  ı  k görevlerinde bulunma  .” diye vasiyyet etmi ş tir.Ancak Seyyid Mahmud mal ihtiras ı na dü ş üp ba ş ka bir kad ı l ı kgörevi al ı nca, kald ı ğ ı handa bütün elbiseleri yanm ı ş ve büyükzarara u ğ ram ı ş t ı r.( Ş erîf Mehmed Efendi [yz], ist. h.1231/1814:47a)Ailesi ve babas ı hakk ı ndaki bilgileri özetleyerek verdi ğ imizAllâme Ş eyhî’nin ş eceresini Ş eyhülislam Berda’î’ye kadar ş u ş ekilde götürebiliriz: 6 Bu tarikat hakk  ı nda bkz. Öngören: 2003) 7 Detayl ı bilgi için bkz: (Bulut, 2003) 8   Ş air ve eserleri hakk ı nda detayl ı bilgi için bkz.(Yazar, 2006) Turkish Studies / Türkoloji Ara  ş  t  ı  rmalar  ı   Volume 2/3 Summer 2007     590 Sad  ı  k Yazar  Ş eyhülislam Berda’î (XIV. asr ı nikinci yar ı s ı -XV. asr ı n ilk yar ı s ı )Pir Mehmed Hoyî (ö. 1460?) Ş eyh Mehmed (Muhyiddin)Çelebi (ö. 1493) Ş ehribanu- Akçe MuhyiddinEfendi Ş eyh Burhaneddin (ö. 1562-63)Seyyid Ahmed (ö. 1563’ten sonra) Ş erîfî Mehmed Efendi (ö. III. Muraddevrinin sonlar ı )Seyyid Mahmud (ö. 1590 sular ı nda) Ş erif Mehmed Efendi (ö.1631) Allâme Ş eyhî Efendi (ö. 1634) Allâme Ş eyhî Efendi bülu ğ ya ş ı na vard ı ktan sonra,dönemin gerekli ilimlerini elde edip Ş eyhülislam Yahya Efendi(1552-1644)’den mülazemet al ı r. 9 Bu arada medrese e ğ itiminedevam ederek h.1019 Ramazan ı nda Fethiye Sinan Pa ş a, h.1021Ramazan ı nda ise Zal Pa ş a medreselerine tayin edildi. h.1024Ramazan ı nda Ş ah Sultan medresesi, h.1028 Muharreminde iseSahn medreselerinden birinde müderrislik yapt ı . Kad ı l ı ğ a giden yolda son iki müderrisli ğ ini, h.1029’da Haseki Sultanmedresesi ve h.1031’de Sultan Selim-i Kadim medreselerinde yapt ı . h.1032 Muharreminde Kuds-i Ş erif kazas ı ile ş ereflendirildi. Ancak bir sene sonra azl edilen Allâme Ş eyhîEfendi, h.1035 zilkadesinde Mekke-i Mükerreme kad ı l ı ğ ı  ylagörevlendirildi. Dönemin ş airlerinden Cem’î Çelebi (ö.1659) Ş eyhî’nin bu görevi için ş u tarihi dü ş mü ş tür:Vâlî-i Ka’be old ı bir ‘allâme-i Haydar-siyer. (Özcan, 1989:18; Köksal-Yüksel, 1998: 75)Mekke kad ı l ı ğ ı n ı reddeden Ş eyhî’ye h.1036’da Galatakad ı l ı ğ ı verildi. H.1037 Zilkadesinde bu görevden azl edilipkendisine Anadolu payesiyle beraber Güzelhisar kazas ı arpal ı ğ ı  verildi. H.1039 senesinin ortalar ı nda amcas ı o ğ lu Ş erif Mehmed, kendisi ad ı na nakibüle ş rafl ı ktan feragat edince, Ş eyhîdönemin seyyidleriyle ilgili bir kurum olan nakibüle ş rafl ı kgörevine ba ş lad ı . Cem’î Çelebi (ö.1659) Ş eyhî’nin bu görevini ş u ş ekilde tarihlendirmi ş tir:A’lem-i âl-i ‘abâ old ı nakîb-i ş ürefâ (Özcan, 1989: 18;Köksal-Yüksel, 1998: 75) 9 Riyâzu’n-Nu’kabâ’da Abdülcebbâr-zâde Efendi’nin mülâz ı ml ı ğ ı n ı yapt ı ğ ı dakay ı tl ı d ı r. (Ahmed Nazîf [yz.], ist.1253/1837: 8a) Turkish Studies / Türkoloji Ara  ş  t  ı  rmalar  ı   Volume 2/3 Summer 2007 
Advertisement
Related Documents
View more
Related Search
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks